 |
|

|
EDİRNE'NİN GERİSİNDE BIRAKTIKLARIMIZ-2 |
Batı Trakya'nın hemen yukarısında, güneydoğu
Bulgaristan'da ise daha kalabalık ve geniş bir Türk
azınlık yaşamaktadır. Bulgaristan nüfusunun %9'unu
oluşturan Türkler, ülkenin kuzey ve güneyinde yer
alan iki geniş bölgede yaşarlar. Güney
Bulgaristan'da batıya doğru ilerledikçe bu kez de
Pomakların yoğun olarak yaşadığı bölgelere
ulaşırsınız. Pomaklar, Osmanlı zamanında İslam'ı
kabul etmiş Bulgar Müslümanlarıdır. Ancak
kendilerini Bulgar soydaşlarından ziyade Türk
dindaşlarına yakın görürler. Pomaklar ve Türkler, az
sayıdaki Çingene ile birlikte, Bulgaristan'ın
%13'lük Müslüman nüfusunu oluştururlar.
Batıya doğru daha da ilerleyince Makedonya'ya
varırsınız. Yunanistan'la Sırbistan'ın arasında
sıkışmış olan ve her ikisini de kendisi için bir
tehdit olarak gören bu küçük Balkan devleti,
stratejik olarak Türkiye'yle aynı saftadır. Dahası,
Makedonya'da çok sayıda Arnavut ve sayıları yüksek
olmasa da ağırlıkları bulunan bir Türk azınlık
yaşamaktadır. Bu iki Müslüman unsur, ülke nüfusunun
yaklaşık %30'unu oluşturur.
Daha da batıya gittiğinizde ise, Türkiye'ye göçmüş
olan milyonlarca soydaşı, Müslümanlığı ve anti-Sırp,
anti-Yunan stratejik konumu nedeniyle yine
Türkiye'ye yakından bağlı olan Arnavutluk'a
ulaşırsınız. Vardığınız sahil, Adriyatik sahilidir.
Hepsi bu kadar değil. Arnavutluk'tan kuzeye çıkın,
bu kez "Sırbistan içindeki Arnavutluk"a, yani
Kosova'ya ulaşırsınız. Kosova nüfusunun %90'ını
oluşturmalarına karşın Sırbistan yönetimi tarafından
sistemli bir biçimde ezilen bu Arnavutlar, Müslüman
kimliğine ve dolayısıyla "Türkiye ekseni"ne
psikolojik olarak son derece bağlıdırlar. Kosova'dan
kuzeybatıya doğru ilerlediğinizde ise, Sırbistan ile
Karadağ arasındaki sınır boyunca uzanan Sancak
bölgesine gelirsiniz. 1912'ye kadar Osmanlı toprağı
olarak kalmış olan bu bölgedeki Slav Müslümanları,
son derece güçlü bir İslami kimliğe sahiptirler.
Sancak'ın bittiği yerde Bosna başlar. Bugün doğu
Bosna, Bosna-Hersek Federasyonu'nun Sırp tarafını
oluşturan Republika Srpska'ya aittir. Ama işgal
edilmiş olan bu bölge biraz yarılsa, İzzetbegoviç'in
Dayton Anlaşması'nda bırakmamak için çok direndiği "Gorazde
koridoru"nu kullanarak Saraybosna'ya ve oradan da
Devlet-i Ali Osmaniye'nin sınırlarının vardığı en uç
noktaya, Bihaç'a varmak mümkündür.
Edirne'den Bihaç'a uzanan bu kuşak, dikkat edilirse,
jeostratejik yönden oldukça anlamlı bir hat üzerinde
uzanmaktadır. Bu ise tesadüfi bir durum değil,
aksine hesaplanmış ve bilinçli olarak oluşturulmuş
bir stratejidir: Osmanlı yönetimi, Balkanlar'ı
fethettikten sonra bölgede demografik bir düzenleme
yapmış ve asırlar süren bir süreç içinde bölgedeki
önemli stratejik noktalara Müslüman toplulukları
yerleştirmiştir. Bu Müslüman toplulukların bir kısmı
Anadolu'dan göç ettirilerek Balkanlar'a
yerleştirilen göçebe Türkmen boyları, bir kısmı ise
Müslümanlığı sonradan kabul eden otokton
(Müslümanlığı sonradan kabul eden, aslen Türk
olmayan, ama Müslüman olduğu için bölgede Türk kabul
edilen halklar) bölge halklarıdır (Arnavutlar,
Boşnaklar ya da Pomaklar gibi).
Kısacası Devlet-i Ali Osmaniye artık yoktur, ama
Balkanlar'ı bir uçtan diğer bir uca kat eden bir
Türk-İslam kültürü ve medeniyeti onun mirası olarak
hala ayaktadır. Sayıları 10 milyonu bulan Balkan
Müslümanları, Edirne'den Bihaç'a kadar uzanan bir
hat üzerinde yaşamaktadırlar. Dahası, bu hat
üzerinde bazıları 1878'den bazıları ise 1912'den bu
yana direnmektedirler. Tek umutları ise bir gün eski
huzurun, barışın ve düzenin yeniden kurulması, güçlü
bir birliğin tesis edilmesidir...
YABANCI GÖZÜYLE TÜRKLER VE OSMANLI
Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle
yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek
asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve
amellerinde yazılıdır... Onların yurdu efendiler
diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence
insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı
olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle
bir lekeden Allah beni korusun.1
Fransız şair Lamartine
Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız. Asla
Rus'a yanaşmayın, haindir sizi yok eder. Fakat
kendinizi Osmanlılara emanet edin, adil ve
merhametlidirler.2
Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın oğullarına vasiyeti
Yirmi yedi yıl kadar önce bazı Protestan Fransızlar
padişahın ülkelerinden birine sığınmayı
tasarladılar. Bu kararlarının birinci sebebi katolik
Fransa'nın Protestan Fransızlara karşı devamlı
zulmü, ikinci sebebi ise Türklerin bütün dinlere
karşı cihanşümul ve değişmez müsamahası idi.3
Cenevizli Chenier
Sizin gibi gözü doymaz prenslerin, toprak ağalarının
ve burjuvaların idaresi altında yaşamaktansa,
Osmanlıların idaresi fakirlere daha hayırlıdır.4
Protestan mezhebinin Kurucusu Martin Luther
1526'da (Mohaç'a giden) 200.000 kişi, ekilmiş
tarlalara ayak basmadan ve tek bir ot koparmadan
imparatorluğun Rumeli yakasını bir baştan bir başa
geçmiştir.5
Fransız Yazar J. Michelet
Türk hakimiyetinden yerli Hıristiyanlar bu bakımdan
da memnundular ki Türkler gelmeden önce ülkeleri
devamlı asayişsizlik ve tahribat içindeydi. Şimdi
ise sükun hüküm sürüyordu... Viyana bozgunundan
sonra Venedikliler geçici olarak Sakız ve Mora'yı
işgal ettiler. O kadar zulüm yaptılar ki, Sakız ve
sonra Mora'ya Türkler dönünce yerli Rumlar onları
büyük sevinçle karşıladılar.6
Fransız Tarihçi Fernard Grenard
Padişahın imparatorluğunda herkes kendi halinde
bahtiyar olabilirdi. Mutlak bir dini hürriyet hüküm
sürerdi ve kimse şu veya bu inanca sahip olduğundan
dolayı bir zorlukla karşılaşmazdı.7
Ünlü Türkolog Franz Babinger
Kaynaklar:
1 Derleyen Mutlu Altay, Türkler İçin Ne Diyorlar,
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Diyanet Vakfı
İstanbul Araştırma Merkezi Kütüphanesi, s. 18-19
2 E. Esenkova, Türk Düşüncesi, 1955 Şubat, s. 196
3 Joseph Hammer-Purgstall, Histoire de l'Empire
Ottoman, Depuis son Origine jusqu'à nos jours, Paris
1839, XV. 350
4 Mehmed Niyazi, Medeniyet Ülkesini Arıyor, İst.
1991, s. 51, Tuğra Neşriyat
5 Ali Ünal, Müslüman Türk'ün Dünyası ve Sürülmeye
Çalışılan Lekeler, 23 Ocak 1997, Zaman Gazetesi
6 N. Iorga, Histoire des Etats Balcaniques, Paris
1925, s.4
7 Mahomet II, Le Conquerant et Son Temps 1432-1481,
Paris 1954, s. 502
|
|
|
 |